Back

ⓘ Kültürün küresellesmesi




                                     

ⓘ Kültürün küresellesmesi

Ekonomik ve siyasal küresellesmenin yeni bir uluslararası kültür olusturması ile kültürün küresellesmesi ortaya çıkmıstır. Küresellesme kavramıyla ilgili geçmise veya günümüze baktığımızda ne zaman ortaya çıktığına dair herhangi bir kanıya rastlanılmamasıyla birlikte bu konu üzerinde kesin bir uzlasıya varılmamıs olunup hem dinamiği hem içerdiği farklı anlamlar ile anlasılması zor bir olgudur. Yine de kültürün küresellesmesinde geçmise baktığımızda insanların yeni alanları kesfetme istekleri,ticari yolların ortaya çıkması ve göç etmenin baslamasına kadar eskiye dayanmaktadır. Bu sistemsel baslangıç bizi geçmise götürse dahi suanda olan tamamen etnik değisimlerin bir örneğidir. Son zamanların en çok ilgi gören kavramlarından biri olan küresellesmenin kültürel sonuçlarını dile getiren bu çalısma, iki kısımdan olusmaktadır. Birinci kısımda küresellesme kavramı teorik olarak ele alınmaktadır. Ikinci kısımda ise kültürel bakımdan küresellesmenin sonuçları yer almaktadır.

Teorik analiz yönteminin kullanılacağı makalede, özellikle, az gelismis toplumlar açısından çok fazla büyük öneme sahip olan, parçalı sosyal bünyelerin tesis edilisinin özendirilmesinin ideolojik bir anlamı var olduğu fikri üzerinde durulmaktadır.

Gelismis toplumlar içinse ön görülen toplum modelleri ile az gelismis toplumlar için uygun görülen toplum modelleri incelendiğinde, varılmak istenen küresellesmenin her toplum için ayrı bir anlamı olduğu anlasılmakta olup, bu anlamı küresellesmenin kültürel açıdan yarattığı sorunlara bakınca daha iyi anlamak mümkün olabilir.

Küresellesmenin ortaya çıkardığı sorunlar; milli kimlik krizine yol açması, toplumda yabancılasan ve yalnızlasan bireylerin artması, tüketim odaklı bir toplum modeli sunması, medya ve kültür emperyalizmine katkıda bulunması seklinde sonuçlanabilir. Anlatılan bu tür sorunların toplumda nasıl bir yapının olusmasına neden olacağı konumuzun bu boyutunu temsil ederken, küresellesmenin sadece sorun yaratan bir olgu olup olmaması ise öteki boyutunu olusturmaktadır. Özetle, kültürel açıdan, yarattığı kriz ve tehditler ile küresellesme toplumumuza ne getiriyor ve toplumdan ne götürüyor bu makalede bunlar tartısılmaktadır. Küresellesmenin kavramsal olarak, bu süreç zarfında birçok anlamı olduğunu açıklayan görüslere de bakmakta fayda vardır. Küresellesme kavramını inceleyecek olursak;

                                     

1. Küresellesme

Küresellesme, baska bir söyleyisle, dünyanın küçülmesi ve tek bir yer olarak algılanma anlayısının yaygınlasması olarak tanımlanmaktadır. Sosyal bilimlerde moda haline gelmis olan küresellesme kavramı her politik çevreden gazeteci, politikacı ve yönetimle uğrasanlar için gündemi yakalama sözcüğü ve temel uğrası alanlarından biri olmasıyla dikkatleri üzerine çekmis olan bir kavramdır. Küresellesme, baska bir söylemle, dünyanın küçülmesi ve sadece bir yer olarak algılanma anlayısının yaygınlasması olarak tanımlanmaktadır. Buradaki anlamıyla küresellesme kavramı, dünyanın bir küresel köy haline gelmesidir. Daha genis manasıyla, küresellesme kavramı, günümüzde daha çok Kuzey-Batılı zengin ülkelerin siyasal, toplumsal ve kültürel olarak yoksul ülkelerin karsısındaki hegemonyacı üstünlükleri seklinde ifade edilmektedir. Söz konusu ülkelerin koydukları kuralları uygulayanların küresellesme çerçevesi içerisinde değerlendirileceği, kurallara uymayanların ise dıslanıp yok sayılacağı gibi mantıklar ağırlık kazanmaktadır.

Süreç olarak bakıldığında, küresellesme kavramı aslında pek de yeni olmayıp hemen bes yüz yıllık bir geçmise sahip olduğu anlasılmaktadır. Batılı gezginlerin dünyanın diğer bölgelerindeki kıtaların kesfi ile baslayan" küresellesme eğilimi, Afrikanın kölelestirilmesi, köylülüğün yok edilisi, kentlesme, sanayi devrimi ve ulus devletlerin doğusu ile gelisen yeni bir ekonomik yapının evrensel yayılımının sonucu olarak karsımıza çıkmaktadır. Bu yeni ekonomi, girdiği her pazara kendi sistemini sokmaktadır. Kendinden önce var olanları yok etmeye çalısarak, yok edemediğini de talan ederek, talan edemediğini ise hor görerek yayılan bu sisteme toplum bilimciler kapitalizm adını vermislerdir.

Yukarıda bahsettiklerimizi farklı bir yönden konusacak olursak, yukarıdaki ifadeler ile vurgulanmak istenen gerçeklik, küresellesme ile kapitalizmin tarihinin özdeslesmis olmasıdır. Böylece küresellesme ile bahsedilmek istenen durum, su anda, bir durumdan çok bir zihniyeti ifade eder hale gelmistir.

Küresellesme ile alakalı olarak, ilk önce ekonomik alanda kendini gösterdiğinden olsa gerek, ekonomik vurgular daha ön plana çıkmaktadır. Piyasaların küresellesmesi kavramı ile ilk defa ortaya çıkması bunun en açık örneğini olusturmaktadır. Küresellesmenin sahip olduğu önemli içerikler; ekonomik, sosyo-kültürel, siyasi, teknolojik ve ekolojiktir.

Dünyadaki ekonomik, teknolojik ve sosyo-kültürel alanlardaki gelismelerin de etkisiyle küresellesme kavramı hız kazanmıs ve küresellesmenin üzerindeki tartısmalar da gitgide artmıstır. Bu gelismeler sonucunda teknolojik iletisim ve ulasım gibi alanlardaki ilerlemelerin yoğunluk gösterdiği son 150 yıllık zamanı iki döneme ayırmak mümkündür. Bunlardan ilki 1850 ve 1914, ikincisi ise 1950’den su anki günümüze kadar olan dönemdir. Her iki evrede de iletisim değisimi gerçeklesmis, televizyon, telefon ve faks gibi iletisim araçları, daha sonra ortaya çıkan Internet ağının ilerlemesi, küresellesmenin gelismesine fazlasıyla hız kazandırmıstır. Kültürel küresellesme ise, ekonomik alandaki küresellesmeden sonra en tesirli küresellesme konularından biri olmustur.

Büyük uluslararası örgütler, siyasi gelismelerdeki siyasi gelismelerin kontrolünü elinde tutmaya çalısan büyük kapsamlı uluslararası anlasmalar, uluslararası ekonomik birlikler, oldukça çok uluslu firmalar ve toplumları tesir altında bırakan çesitli sosyo-politik akımlar küresellesme evresinin hızının artmasında ve etki alanlarının genislemesinde müessir olan unsurlar olmuslardır. Küresellesme ile ilgili çözümlemeler incelendiğinde bu tarz yargıların doğruluğunu gözlemlemek oldukça mümkündür.

Bir ideoloji olarak ele alındığında küresellesme, ne olduğu kadar ne olmadığı bakımından da önem arz eden bir kavramdır.

Sonuç olarak küresellesme kavramı, pazarın değismez egemenliği, devletin küçülmesi ve özellestirmenin tamamlanması, uluslararasılasmıs sermayenin sınırsız hareketi seklinde gibi kelimelerle tanımlanabilir.

                                     

2. Kültür

Kültür, köken olarak doğadan türeyen bir kavramdır, Dilimize Fransızcadan girmistir. Kültür kelimesi, bir birikimin ürünü olarak değerleri simgelemektedir. Kültür, toplumdan ayrı olmadığı üzere toplumla da aynı olmamaktadır. Kültürler, insanoğlunun genel gelisim Hattına katkı sağladığı oranda gelismektedir. Insanlar, kültürel tasıyıcıdırlar fakat, olusturulan kültürler geçmisteki ve günümüzdeki kimliklerine bağlı olarak farklılıklar gösterirler. Kültür kelimesi, hem bir araç hem de toplumların kisiliklerini ortaya döken bir kavramdır. Insanoğlu farklı sebeplerden dolayı birbirlerinden etkilenmislerdir. Geçmisten günümüzde kadar olan zamandaki kültürler arasında alıs-veris olmustur, bu sebeple toplumlar zenginlesmis ve medeniyetler ortaya çıkmıstır. Insanlar, çesitli nedenlerden dolayı gittikleri yerlerde karsılastıkları kültürler, gelismis bir kültür ise kendi kültürlerini bırakıp, gördükleri kültürlerin etkisi altına girmislerdir. Kültürler,tarihsel bir süreç içerisinde meydana gelmislerdir. Toplumlar kendi kültürleriyle bilinmis kendi kültürleriyle anılmıslardır.

Teknolojik devrimin bir sonucu olarak Uluslararasında bilgi alıs-verislerinin artması, kültürel değerlerin birbiriyle etkilesime girerek kültürlesme evresini hızlandırması,küresel değerlerin doğmasına zemin hazırlamıstır ve dünya genelinde bireyler ve toplumlar arasındaki etkilesim giderek artmıstır. Günümüzde bilim ve teknoloji çağı ile iletisimin gelismesi ve yaygınlasması kültürün serpilip büyümesini ve artmasını hızlandırmıstır.

Küresellesme evresinin arttığı bu dönem, gelismis ülkelerin teknolojik, ekonomik, sosyal ve siyasi üstünlükleriyle gelismis ülkelere ait büyük ve çok uluslu isletmelerin az gelismis ülkelerin üzerindeki etkileme alanlarının büyüdüğü dönemdir. Az gelismis veya gelismekte olan ülkeler, gelismis Batılı ülkeler gibi modern ve onlar gibi çağdas olabilmek için onları taklit etmislerdir. Küresellesme evresinin toplumlar arası etkilesimi artırması bu taklidi giderek hızlandırmıs ve taklit konularının miktarını kontrolsüz bir sekilde artırmıstır. Batılı toplumların giyim tarzı, konusma dili,günlük davranısları, yasam sekillerini benimsemislerdir ve onları taklit etmislerdir. Bu sebeptendir ki, ulusların kültürel unsurları da zamanla anlamsızlasmaya ve yok olmaya doğru gitmektedir. Küresellesmenin kültüre yönelik etkisinde dil hususu çok önemli bir yer tutmus, dünyaya hükmeden ortak dil Ingilizce olusmustur. Küresellesme, demokratik değerleri yaygınlastırmakta, çesitli kültür ve toplumların belirgin bir sekilde algılanmasını sağlamakta, bilgiye erisim imkanlarını artırmaktadır, Farklı bir söyleyisle de emperyalizm, kültürel kolonicilik ve yeni kapitalizmin araçları olarak da kullanılmaktadır.

Küresellesme kavramı kültürel anlamda ; toplumların birbirine benzeyerek gitgide aynı özelliği gösteren bir örgüye dönüsme evrelerini veya toplumların farklılıklarını ifade ettikleri süreçleri anlatmak için kullanıldığı görülmektedir. Küresellesme bağlamında, milli kimlik krizi, hayattan soyutlanan ve yalnız hale gelen bireyler, kullanıp harcama merkezli toplum modeli, medya ve kültür yayılmacılığı gibi unsurlar günümüzün önemli problemi haline gelmistir. Bir toplumun yasam tarzı olarak tarif edilen kültür ile küresellesme karsılıklı olarak birbirini etkilemektedir. Küresellesme, büyük dönüsüm ve değisimlerle kültürü etkilemeye halen devam etmektedir. Küresellesme ile insanın gitgide yabancılasma ve yalnızlık yasaması günümüzde daha fazla problem olmaya baslamıstır. Günümüz gerçeğine iliskin asla göz ardı edilemeyecek olan bir durum varsa o da Batının ekonomik, sosyal ve fikri olarak küresellesme kavramı adı altında gelismekte olan ülkeleri ve az gelismis ülkeleri etkisi altına almaya basladığı konusudur. Bu evrenin geldiği son nokta olan küresellesme kavramı, karsı çıkılsa da, çıkılmasa da, maalesef bir dünya gerçeği olarak insanlığın önündedir. Her açıdan olduğu gibi kültürel açıdan da küresellesmenin en önemli çeliskisi ve çıkmazı bu noktada insanlığın karsısına çıkmaktadır.

Küresellesmenin kültürel sonuçlarının olumsuz olarak söylenecek baska bir konusu da yeni emperyalizm, kültürel kolonicilik ve yeni kapitalizmin en önemli kısmı olarak küresellesmeyi kullanıyor olmasıdır.

Sonuçta küresellesmenin esasında siyaset yönünden ve hukuken üstün olan küresel güçler ile bu küresel güçler karsısında tutunmaya çalısan güçlerin sahip olduğu kaynakların bir paylasım mücadelesi vardır. Bu mücadele de, adı ne olursa olsun ne isim konulursa konulsun, her dönemde var olagelmis ve dünya döndükçe de var olması mümkündür. Küresellesme kavramının kültürel sonuçlarına yönelik ortaya atılan kavram, iddia ve ifadelerin tamamı her çağın değisen kosullarıyla o dönemdeki duruma göre yeniden gözden geçirilmeye muhtaçtır.

Sonuç olarak, küresellesme evresinin Batı toplumunu merkeze alarak Batının dünya üzerinde tek taraflı bir egemenlik kurma düsüncesi olduğu anlasılmakta ve görülmektedir. Öyleyse; küresellesmenin tek çesitliliği yaratması karsındaki bu durus bireysel, toplumsal ve toplumlar arası iliskiler açısından daha açık ve daha net olmalıdır. Bireysel olarak bizlerin yapabileceği israftan mutlaka kaçınılmalı, tasarruf edilmeli, tasarruflar iyi ve güzel olanı üretmek kaydıyla yatırıma dönüstürmeli ve muhakkak kendi kültürümüzün zenginliğini ortaya çıkararak farklılığımızın farkında olunması ve getirisi sahiplenilmelidir. Batı ve dısındaki toplumlar da kendi kültürlerine, kendi dinlerine, kendi dillerine, kendi milli güçlerine,kendi kültürlerine, kendi tarihlerine ve geçmisine dayanan yeni is birliği düzenlerine bakmalı ve ona yönelmelidirler.

Ve son bir cümle ortaya dökecek olursak, çesitli unsurlar nedeniyle kaçınılmaz bir süreç olan küresellesme karsısında küresel değerler tanınmalı, benzeyen ve ayrılan özellikleri dikkate alınarak ve dikkat edilerek toplumsal bilinç sağlanmalıdır. Bu yazıda anlasılacağı üzere küresellesmenin birçok açıdan birbirinden farklı sonuçlardan olustuğunu söyleyebiliriz günümüzdeki mevcut küresellesme kosullarına bakıldığında coğrafya açısından sömürge anlamında insanların inançlarının daha çok sömürge altında kaldığını söyleyebiliriz sonuca bakılacak olunursa kültürün küresellesmesinde insanların çoğunlukla emperyalist sistemin,kültürel kolonicilik ve teknolojinin gelismesine kadar birçok sistemin kültüre etkisi olduğunu söyleyebiliriz geçmiste insanların onlarca sistem arasından makine gücünden tutun birçok devrime kadar küresellesme gösterilebilir. Sanayi Devrimi, endüstrilesme, Fransız Devrimi, Osmanlı kapitülasyonları. Bunların tamamı kültürel değisimdeki etkiler olarak gösterilebilir yani nerede baslamıs olduğunu bilmediğimiz bu küresellesmenin sonuçları insan hayatına, dil ve yasamına birden fazla etkide bulunmus ve farklılasmanın devamını getirmistir. Kültür hem yasanmıslıklar hem de ileride yasanacaklar olarak özetlenebilir. Bu geçmisten günümüze teknolojinin değisimi insan gücünden makine gücüne geçis ile örneklenebilir. Bunun yanında dünya üzerinde dil gelisimi de devam etmis dünya üzerinde etkisi bulunan diller meydana gelmistir. Buna da kültürün küresellesmesindeki etkilerden biri olarak bakılacağı gibi sömürgecilik sisteminin de bunda etkisi olduğunu belirtmek gerekir.

Konumuza bir alıntı ile devam etmek istersek Yeditepe Üniversitesi Iktisadi ve Idari Bilimler Fakültesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Yahyagilin kaleme aldığı Küresellesme Girdabında Kültür kitabında söylediğine göre Yahyagil, küresellesme ve iletisim kanallarının etkinliğinin olumlu bir dönüsüme yol açacağına dair yanılgıya dikkati çekerek sunlara vurgu yaptı:" Türkiye de içlerinde olmak üzere gelisen ve az gelismis ülkelerde tüketim kültürü, medya organlarının etkin kullanımıyla kolaylıkla egemen olmakta ve bu tüketim harcamalarını yapanlar, aslında kendi ülkelerinin toplumsal gerçekleriyle uymamasına karsın kendilerini seklen zahiren modern bir yasam sürüyor kabul edebilmektedirler.” Küresellesmenin ve kültür değisimlerinin yarattığı sonuçları örneklendiren Yahyagil," Bütün bu değisim sürecinde küresellesme olgusunun kaçınılmaz etkileri ve dolaylı olarak yol açtığı toplumsal ve kültürel çözülmeler bütün ülke yöneticilerinin öncelikli sorumlulukları arasında yer almalıdır” ifadelerini kullandı.